Ukrayna savaşının başlamasından üç yıl sonra, emperyalist güçlerin provokasyonlarını ve savaşı tırmandırmalarını meşrulaştırmak için başvurdukları anlatının bir sürü yalandan ibaret olduğu ifşa oluyor.
ABD ve Rusya dışişleri bakanları bugün Suudi Arabistan’da bir araya gelerek Ukrayna’daki savaşı ve ikili ilişkilerin yeniden tesis edilmesini görüşecekler. Bu görüşmelerin “barış”ı sağlamakla hiçbir ilgisi bulunmuyor.
Ukrayna'nın Rus gazının Avrupa'ya geçiş güzergahı olarak uzun süredir oynadığı rolün sona ermesi, NATO'nun vekalet savaşı sürerken Avrupa içinde zaten var olan gerilimleri daha da artırıyor.
Bu cinayet, ABD ve NATO tarafından desteklenen Ukrayna’nın aldığı bir dizi son derece provokatif önlemin sonuncusudur. Amaç; yeni Başkan Donald Trump’ın 20 Ocak’ta göreve başlamasından önce savaşı tırmandırmaktır.
Demokratların öncelikli kaygısı Trump’ın otoriter planları değil, Biden yönetiminin temel emperyalist hedefi olan Ukrayna’da Rusya’ya karşı savaşın devamlılığını sağlamaktır.
ABD Başkanı Biden, görev süresinin bitmesine iki aydan az bir süre kala, Rusya Devlet Başkanı Putin’in Rusya ile NATO arasında doğrudan savaşa yol açabileceğini söylediği “kırmızı çizgiyi” aşarak, Ukrayna’nın Rusya’nın derinliklerini vurmak üzere ABD’nin uzun menzilli füzelerini kullanmasına izin verdi.
Berlin zirvesinin içeriğine ilişkin sessizliğin ortasında, önde gelen NATO hükümetleri Ukrayna'da yol açtıkları felaketi ve tırmanma planlarını örtbas ediyorlar.
Patlama, savaşın başından bu yana bir Rus silah deposuna yapılan en büyük saldırılardan biri oldu. Ukrayna’nın 500 kilometre kuzeyinde ve Moskova’nın 400 kilometre batısında yer alan Toropets’teki cephaneliğin uzun menzilli füzeler ve süzülen bombalar barındırdığı bildirildi.
ABD ve Britanya, nükleer silahlara sahip devletler arasında topyekûn savaşa yol açma tehlikesi taşıyan bir karar almaya hazırlanıyor. Böyle bir savaşın, nükleer silahlarla başlamasa bile, devasa sonuçları olacaktır.
II. Dünya Savaşı’ndan beri Rusya topraklarının emperyalist destekli bir ordu tarafından ilk kez ele geçirilmesini engelleyemeyen Devlet Başkanı Putin, Kursk’taki krizi önemsiz göstererek bozgunu yönetmeye çalışıyor.
Kursk saldırısının askeri açıdan etkisi sınırlı olsa da siyasi açıdan önemi büyüktür. Putin rejimi için büyük bir siyasi aşağılama ve NATO'nun Rusya'ya karşı tırmanışında hiçbir "kırmızı çizgisi" olmadığının bir göstergesidir.
Bu haftaki NATO zirvesi, Rusya ile savaşta yeni bir aşamayı haber veriyor. NATO askeri ittifakı, Ukrayna ordusunu silahlandırma, finanse etme ve yönetme görevini açıkça üstleniyor.
İstanbul, Paris, Londra, Berlin, Washington D.C., Toronto, Canberra ve Sidney’de eş zamanlı düzenlenen eylemler, Bogdan’ın özgürlüğünü ve emperyalist savaşın sona ermesini talep eden uluslararası bir işçi sınıfı kampanyasının inşasında önemli bir adımı temsil etmektedir.
Sosyalist Eşitlik Partisi’nin ve Dünya Sosyalist Web Sitesi Uluslararası Yayın Kurulu’nun aşağıdaki mektubu, 13 Haziran Perşembe günü Washington D.C.’deki Ukrayna Büyükelçisi Oksana Markarova’ya teslim edilecek.
Ukrayna hükümeti 3 Haziran’da, tüm internet servis sağlayıcılarına Dünya Sosyalist Web Sitesi’ne (WSWS) erişimi süresiz olarak engelleme emri vererek web sitesini ülke genelinde yasakladı.
Moskova savaşa bir çözüm bulma arayışında olduğunun sinyallerini verirken, NATO Ukrayna’nın Rusya’yı bombalamak için NATO füzelerini kullanması çağrısı yapıyor ve doğrudan savaşa girme tehdidinde bulunuyor.
Bogdan’a yöneltilen düzmece “vatana ihanet” suçlaması, Ukraynalı işçiler ve gençler arasında emperyalizm destekli Zelenskiy rejimine ve Rusya'ya karşı tırmanan savaşa yönelik büyüyen muhalefeti korkutup bastırmayı amaçlamaktadır.