Geçtiğimiz iki ay demokratik haklara yönelik korkunç saldırılara sahne oldu. Almanya ve Fransa gibi ülkelerde, İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği soykırıma karşı protestolar yasaklanarak polis devleti önlemlerine büyük bir dönüş yapıldı. Her yerde toplu katliama karşı çıkanlar tehdit edildi, yalan ve iftiralarla karalandı.
Hatta bu bağlamda, kriket otoriteleri en saçma, çirkin ve adi sansür eylemlerinden birine imza attılar.
Bu hafta Avustralyalı vurucu Usman Khawaja’nın ayakkabılarında “tüm yaşamlar eşittir” ve “özgürlük bir insan hakkıdır” sloganlarını sergilemesini yasakladılar. Khawaja, Perth’te Pakistan’a karşı Perşembe günü başlayan ilk hazırlık maçında bu ifadelerin yazılı olduğu ayakkabıları giymeyi planlıyordu.
Khawaja, Çarşamba günü sosyal medyada yayınlanan bir videoda, Uluslararası Kriket Konseyi (ICC) tarafından kendisine sloganların sergilenmesinin yasak olduğu yönünde talimat verildiğini açıkladı. Uluslararası yönetim organı, bu kararı alırken siyasi ya da potansiyel olarak “ayrımcı” nitelikteki hiçbir ifadenin onay alınmaksızın ekipman üzerinde yer alamayacağı yönündeki yönetmeliklerine başvurmuştu.
Khawaja hafta başında basına yaptığı açıklamada sloganların siyasi değil insani bir açıklama olduğunu söylemişti.
Cricket Australia tarafından da desteklenen ICC kararının, sloganların Gazze’deki katliamla ilgili olduğu düşünüldüğü için alındığı açıktır.
Khawaja, Ekim ayında, Birleşik Krallık’tan rapçi Riz Ahmed’in İsrailli ve Filistinli tüm masumların öldürülmesini kınayan bir açıklamasını retweetledi. Ahmed’in paylaşımı İsrail’in işgalini kınıyor, işlediği savaş suçlarına karşı uyarıyor ve “Kendimizi Gazze halkının yerine koymalıyız...” diye devam ediyordu.
Sadece bu temel gerçekler yasaklanmakla kalmıyor. Artık demokratik ve insani hakları içeren en genel ifadeler bile şaşırtıcı bir şekilde ICC gibi resmi kurumlar tarafından tartışmalı kabul ediliyor.
Şirket çıkarları ve hükümete bağlı kurumlar arasındaki karmaşık ilişkiler ağına dayanan uluslararası kriket maçları, yaşanmakta olan soykırıma yapılan en dolaylı atıflarla bile anılmak istemiyor.
Khawaja’nın ayakkabılarına yönelik ferman, Britanya ve Avustralya da dahil olmak üzere kriket oynayan başlıca ülkelerdeki hükümetlerin çoğunun, açıkça suç teşkil etmesine rağmen İsrail’in bombardımanını alenen ve agresif bir şekilde desteklediği koşullar altında verildi.
Khawaja, Çarşamba günü sosyal medyada yayınladığı videoda şunları söyledi: “Fazla bir şey söylemeyeceğim, söylememe de gerek yok. Ancak istediğim şey, bir şekilde rahatsız olan herkesin kendine şu soruları sormasıdır: Özgürlük herkes için değil mi? Tüm yaşamlar eşit değil mi?”
Khawaja, sosyal medya da dâhil olmak üzere bu duruşa yönelik saldırılara atıfta bulunarak şunları söyledi: “Dürüst olalım, eğer ‘tüm yaşamlar eşittir’ demem ‘insanların beni arayıp azarlayacak kadar rahatsız olmalarına’ neden olduysa, asıl sorun bu değil mi? Bu insanlar belli ki yazdıklarıma inanmıyorlar ve bu sadece bir avuç insan değil, kaç kişinin böyle hissettiğini bilseniz şaşırırsınız.”
X/Twitter’da Khawaja’yı kınayanlar, İsrail’in Siyonist destekçileri bir yana, Aborijinlere, mültecilere ve diğer ezilen halklara düşman olan sağcı bireylerdir. Bu güçlere ICC kararıyla destek verilmiş oldu. Bu arada Khawaja, sıradan insanların yanı sıra cesaretini takdir eden bazı kriketçilerden de büyük destek gördü.
Müslüman olan Khawaja, ırk ya da din farkı gözetmeksizin tüm yaşamları eşit olarak gördüğünü vurguladı.
Khawaja, “Bu benim kalbime çok yakın. Binlerce masum çocuğun hiçbir tepki ya da pişmanlık duymadan öldüğünü gördüğümde iki kızımı hayal ediyorum. Ya onlar olsaydı? Kimse nerede doğacağını seçmiyor ve sonra dünyanın onlara sırtını döndüğünü görüyorum. Kalbim buna dayanamıyor. Ben zaten büyürken hayatımın diğerleriyle eşit olmadığını hissediyordum ama şanslıyım ki bu eşitlik eksikliğinin ölüm kalım meselesi olduğu bir dünyada yaşamadım,” dedi.
İsrail’in bombardımanının gerçek bilançosu bilinmiyor çünkü birçok kurban enkaz altında kaldı ancak son dokuz haftada Gazze’de 10.000’den fazla çocuğun İsrail bombalarıyla öldürüldüğü tahmin ediliyor.
Khawaja ayakkabılarındaki sloganların siyasi ifadeler olduğu iddiasını reddetti, bunun yerine onları “insani bir çağrı” olarak tanımladı. Karara uyacağını ancak itiraz edeceğini söyledi. Khawaja Perşembe günü sahaya siyah bir kol bandı takarak çıktı. Aynı ayakkabıyı giydi ancak sloganların üzeri bantla kapatılmıştı.
Bu olay, soykırımda ortaya çıkan büyük kutuplaşmanın soluk bir yansımasıdır. Hükümetler ve resmi kurumlar sivillerin kitlesel katliamını politika olarak benimserken, halk kitleleri son on yılların en büyük savaş karşıtı hareketiyle sokaklara döküldü.
Spor ve siyasetin birbirinden ayrılabileceği iddiası her zaman bir safsatadır ve her zaman sağcı ve resmi siyasi güçler tarafından, muhalif duyguların sporcular tarafından ifade edilmesini engellemek için ileri sürülmüştür.
Spor ile savaş da dâhil olmak üzere siyaset arasındaki bağlantı, neredeyse sadece Britanya ve bu oyunu yerleştirdiği eski sömürgeleri tarafından üst düzeyde oynanan kriket örneğinde açıkça görülmektedir.
Sporun uluslararası bir yapıya kavuşturulmasına yönelik ilk adımlar, emperyal ve sömürgeci üstünlüğünün son yıllarında Britanya tarafından atılmıştır. ICC’nin öncülü olan ve İmparatorluk Kriket Konferansı olarak adlandırılan kurum 1909 yılında kuruldu ve başlangıçta sadece Britanya, Avustralya ve Güney Afrika’dan oluşuyordu.
ICC başkanlığı, 1989 yılına kadar Britanya aristokrasisinin hâkim olduğu özel bir Londra kulübü olan Marylebone Kriket Kulübü’nün (MCC) başkanına otomatik olarak veriliyordu. MCC, kriket kurallarını denetlemeye ve belirlemeye devam etmektedir.
Mevcut haliyle ICC, İngiltere ve Avustralya gibi Milletler Topluluğu emperyalist güçleri ile oyunun en geniş izleyici kitlesine sahip olduğu ve en kârlı olduğu Hindistan’daki kriket otoriteleri arasındaki kutsal olmayan bir ittifaktır. Kriket yönetim organının merkezi artık Birleşik Arap Emirlikleri’nde, yani oyunla çok az bağlantısı olan ama büyük nakit akışına sahip bir ülkede bulunuyor.
Hindistan Kriket Kontrol Kurulu’nun Başbakan Narendra Modi hükümetiyle yakın bağları var. Modi yönetimi, siyasi muhaliflere ve sivil özgürlüklere yönelik kapsamlı saldırıları nedeniyle bazı hak örgütleri tarafından “seçilmiş otokrasi” olarak adlandırılıyor.
Modi, Keşmir’in sınırlı özerkliğini iptal etti ve 2019’da çoğu Müslüman olan milyonlarca sakinini, İsrail’in Filistinlilere yönelik eylemlerini anımsatan bir iletişim kapatma ve sıkıyönetime maruz bıraktı. Modi hükümeti yakın zamanda Kanada tarafından kendi topraklarında bir Sih aktiviste suikast düzenlemekle suçlandı.
ICC ve dünya çapındaki kriket yöneticileri, Modi’nin giderek despotlaşan yönetimini süslemek için kriketi kullanmasını kolaylaştırmıştır.
Avustralya’da kriket her zaman milliyetçiliğin desteklenmesi ve bunu meşrulaştırmak için kullanılan çeşitli mit ve klişelerle ilişkilendirilmiştir. Hükümetler ve başbakanlar sıklıkla milli takımlarla yakın bağlar kurmuş ve bazen ülkedeki en önemli ikinci pozisyonun milli kriket kaptanlığı olduğu iddia edilmiştir.
Oyuna siyaset karıştırdığı iddiasıyla Khawaja’ya yapılan baskıdan bir hafta önce Başbakanın 11’i Pakistan’a karşı sahaya çıktı. Her yıl düzenlenen bu etkinlikte, hükümet liderinin seçtiği ve adını verdiği bir takım, yaz boyunca Avustralya’yı gezecek olan takıma karşı oynuyor.
15 Aralık 2023