|
DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Diğer bölgeler
Yazıcıya hazırla
Mısırdaki başkanlık seçimlerinde düşük katılım
Johannes Stern
1 Haziran 2012
İngilizceden çeviri (25 Mayıs 2012)
Mısırda, uzun süreli ABD maşası Hüsnü Mübarekin devrimci yolla devrilmesinden sonra 23-24 Mayısta yapılan ilk başkanlık seçimlerinin birinci turu, düşük katılımla ve çok sayıda seçim hilesi ile damgalandı.
Yürürlükteki olağanüstü hal yasalarıyla, ABD destekli Silahlı Kuvvetler Yüksek Konseyinin (SKYK) diktatörce egemenliği altında yapılan seçimlerin ilk turu, oy merkezlerinin tam denetimini elinde tutan ordunun silahlarının gölgesinde gerçekleşti. Şimdiye kadar herhangi bir resmi sonuç ya da tahmin açıklanmış değil. Bununla birlikte, çeşitli medya kuruluşlarının haberleri, adaylardan hiç birinin kesin çoğunluğu elde edemediğini; bu yüzden, 16-17 Haziran günlerinde ikinci tur seçimlerin yapılacağını belirtiyor. Önceki kamuoyu araştırmaları baz alındığında, muhtemelen, yalnızca beş önde gelen aday ikinci tura katılacak. Bunlar arasında, İslamcı Müslüman Kardeşlerin adayı olarak önde gelen Mohamed Mursi ile Selefi Nur Partisinin ve aşırı-sağcı İslamcı grup Al Gamaa al İslamiyyanın desteklediği Abdel Moneim Abu el Fotuh yer alıyor.
Mübarek yönetimi döneminde bakan ve Arap Birliğinin eski başkanı olan Amr Moussa ile Mübarekin son başbakanı Ahmed Şafik, cuntaya en yakın adaylar olarak değerlendiriliyor. İkinci tura kalabilecek olan beşinci aday ise Nasırcı Karama ("onur, haysiyet" anlamına geliyor) Partisinin önderi Hamdeen Sabahi.
SKYK, iktidarı yeni başkanın yemin etmesinin ardından sivil bir yönetime bırakacağına söz vermişti ama bu oldukça kuşkulu görülüyor. Seçimler, yeni bir anayasanın yokluğunda gerçekleşti; ayrıca, bu hafta başında, cuntanın anayasa ile ilgili tamamlayıcı bir açıklama yayımlamayı planladığı bildirildi. Siyasi yorumculara göre, bu açıklama ordunun özel konumunu yasal olarak sistemleştirmeyi ve bu yolla onun Mısırın siyasi yaşamı üzerinde sürmekte olan egemenliğini garanti altına almayı amaçlıyor.
Mısır siyaset kurumu, Batılı politikacılar ve medya, seçimleri demokrasi yolunda önemli bir adım olarak betimledi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Victoria Nuland, bu gelişmeyi "tarihsel", "çarpıcı" ve aynı zamanda "Mısırın dönüşümü için son derece önemli bir dönüm noktası" olarak adlandırdı.
Avrupa Birliği de (AB) seçimleri övdü. Avrupa Parlamentosunun başkanı Alman sosyal demokrat Martin Schulz, siyasi bakış açısı ne olursa olsun, seçimlerin galibini tanıyacağını ve onunla işbirliği yapacağını açıkladı.
Seçimler, emperyalist propagandanın tersine, demokrasiye yönelik bir adım ve Mısırlı kitlelerin devrimci özlemlerinin gerçekleşmesi değildir. O, aksine, Mısırlı egemen seçkinlerin Mısır işçi sınıfına yönelik karşı-devrimci önlemleri yoğunlaştırmakla görevli bir başkanı bu makama getirmesinin bir aracıdır.
Bütün adayların hepsi cunta tarafından özenle seçilmiştir ve onlar Mısır devlet mekanizması, Mısır kapitalizmi ve Ortadoğudaki emperyalist egemenlik için herhangi bir tehdit oluşturmamaktadır. Aşırı-tutucu Selefi Hazem Salah Abu Ismail ve Müslüman Kardeşlerin ilk adayı Hairat al Şater de dahil, cuntanın en fazla korktuğu adaylar, seçimlerden haftalar önce yasaklanmıştır.
Gözlemciler, başkanlık seçimlerine katılımın, geçen yıl yapılan ve katılımın yüzde 50 dolayında olduğu parlamento seçimlerinde olduğundan daha düşük olacağını tahmin etmişlerdi. Mısırdan gelen haberlere göre, seçim sandıklarının kapanmasından kısa süre öncesine kadar, kayıtlı seçmenlerin yalnızca yüzde 30u oy kullanıyordu. Resmi seçim komisyonunun başkanı Faruk Sultan, yüzde 40 ile 50 arasında bir katılım olacağını öngördü.
Generaller, seçimlerden önce ve seçimler sırasında, bütün Mısırlıların görevlerini yerine getirmesinde ve oy kullanmasında ısrar etmişlerdi. Her iki seçim gününde de, oy kullanma süresi iki saat kadar uzatılarak 21:ooa çekildi.
İçişleri Bakanı Kemal al-Ganzuri, oy kullanmalarını sağlamak üzere memurlara Perşembe günü izin verdi. Etkili İslam Üniversitesi Al-Anzarın Büyük Şeyhi Ahmed Al-Tayyeb, "oy kullanma hakkına ve yeteneğine sahip" olanların seçimleri boykot etmesini yasaklayan bir açıklama yayımladı.
Cuntanın, Mısır yönetici seçkinlerinin ve onun ABDli destekleyicilerinin ortak çabalara rağmen, Mısırlı seçmenlerin geniş bir kesimi, açıkça görüldüğü üzere, oy vermedi. Kahirenin ve diğer büyük kentlerin hali vakti yerinde insanların yaşadığı bölgelerinde uzun oy verme kuyrukları görülürken, daha yoksul bölgelerdeki ve kırsal alandaki oy merkezleri neredeyse boş kaldı.
Mısır medyasındaki güncel haberler, duruma ilişkin bir görünüm sundu. Mısırda yayımlanan Egypt Independent şunları belirtti: "Sinanın kuzeyinde, Gazze sınırında bir kent olan Rafahta, oy merkezleri boş ve seçimlere katılım neredeyse sıfır. Seçimlere katılım, 20 kilometre uzaktaki Şeyh Zuvayed kentinde de düşük."
Kuzey Sinanın en büyük kenti ve başşehri El-Arişte, kimi oy merkezlerindeki kolluk güçlerinin sayısı seçmenlerden fazlaydı. Kentteki Yasser İlkokulundaki oy merkezinde, Kotb el-Şalakani adlı bir yargıç, "Katılım şimdiye kadar yüksek değil. Yüzde 20yi aşmadığını söyleyebilirim. Katılanların çoğu yaşlı insanlar" dedi.
Al Ahram Onlinea yazan bir gazeteci, Yukarı Mısırdaki Kena vilayetindeki durumu şöyle betimledi: "Kena şu anda sakin. Sıcak hava seçimlere katılımı etkiliyor ama seçmenlerin öğleden sonra dörtten itibaren geleceği tahmin ediliyor. Kenada, seçimlere katılım konusunda pek coşku yok; çünkü halkın çoğunluğu yoksul ve bu pahalı başkanlık kampanyalarından bıkmış durumda. Onlar, adayların zenginlerden oluştuğunu ve sıradan insanlarla pek ortak yanları bulunmadığını biliyorlar."
Ülkenin dört bir yanında, ordunun ve polisin seçim kurallarını çiğnediğine ve baskı yaptığına ilişkin haberler geliyor. Mısır İnsan Hakları Örgütü, İskenderiye, Marsa, Matruh, Giza, Kahire, Kena ve Batı Fayumda çeşitli adayların destekleyicilerinin seçmenlere rüşvet verdiğini bildirdi.
Kıyı kenti İskenderiyede, seçmenleri önceki Mübarek rejiminin memurlarına oy verilmemesi çağrısı yapan bildiriler dağıtan altı eylemci polis tarafından gözaltına alındı. 6 Nisan Gençlik Hareketine göre, onun üç üyesi, Port Said vilayetindeki seçim kuralları ihlallerine ilişkin iddiaları kaydettiği için polis tarafından gözaltına alındı.
Gelen bilgilere göre, seçmenlerin seçimlere ilgisi düşüktü ve adaylara ilişkin yaygın bir güvensizlik söz konusuydu. Egypt Independent, "en az kötü" olan adayı seçeceklerini söyleyen çeşitli kesimlerden seçmenlerle yaptığı röportajlar yaptı.
İman al-Tavil adlı bir doktor, "hiç birine aklımız yatmıyor ama yalnızca şehitlerin başlıca hayali bu olduğu için oy kullanıyoruz" dedi. Bir mühendis olan Zaynab Saad, başkanlık seçimlerini "tarihsel" olarak betimlemekle birlikte, şunları ekledi: "onun tadı, daha parlamento seçimlerinden beri kaçmış durumda. Onlar, bize seçimlerden iyi bir şey çıkmayacağını öğretti."
Seçimlerin birinci tutu sırasında ve sonrasında, bütün önde giden adayların sözcüleri, kendi adaylarının başı çektiğini ya da en azından ikinci tura ulaşmış olduğunu iddia etti. Çeşitli gruplar tarafından, sandık sonuçlarına ilişkin olarak farklı ve yanlı sonuçlar gösteren anketler yayımlandı.
Moussa kampanyası tarafından yapılan bir ankete göre, oyların yüzde 26sını alan Mursi birinci, Moussa ise yüzde 25,3 ile ikinci sırada. Oyların yüzde 17,6sını alarak üçüncü sıraya yerleşen Şafikin ardından, yüzde 12,2 ile Sabahi, yüzde 10 ile Fotuh geliyor. Diğer anketler, Sabahiyi, Şafiki ve Moussayı geride bırakan İslamcı adaylar Mursi ile Fotuhu ön sıralara yerleştiriyor.
Sayfanın başı
Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.
Telif Hakkı 1998-2012
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır
|