|
Tarih Sanat Eleştirisi Polemikler Bilim Bildiriler Röportajlar Okur Mektupları DSWS Hakkında DİĞER DİLLER ANA BAŞLIKLAR Asyada tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı Mehring Bookstan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri |
DSWS : DSWS/TR : Tarih : Morenoculuk
Morenoculuk nedir?10 Ocak 2004Bu yazı o tarihte Dördüncü Enternasyonalin Uluslararası Komitesinin yayın organı olan Fourth Internationalın Haziran 1987 tarihli sayısında yer alan "Stalinizme ve Halk Cephesine Hayır! Dördüncü Enternasyonali İnşa Et!" başlıklı yazıdan alınmış bir pasajdır (sayfa 16-18). Moreno, Arjantin Trotskist hareketine 1940da, genç yaşta katıldı ve işçi hareketi içinde, Arjantin tekstil işçileri sendikasının önderi olarak yer aldı. Dördüncü Enternasyonalin Arjantin seksiyonu, Pablo ve Mandelin önderliği altındaki Uluslararası Sekreteryanın yaşadığı yozlaşmadan doğrudan etkilenmişti. Pablo ve Mandel, Arjantin seksiyonundan, ısrarla General Juan Perona yönelmesini istiyor ve seksiyonu, Peronistleri "faşist" oldukları gerekçesiyle dışladığı için suçluyorlardı. O günlerde Moreno, Pablonun çizgisine karşı çıkıyordu, ancak bu tutumu ilkelerden çok, Posadasla olan hizipsel farklılıklarının yarattığı zorlamadan kaynaklanıyor gibiydi. Moreno, 1953te Uluslararası Komiteden yana tavır aldıysa da, kısa bir süre sonra Peronizme doğru kaymaya başladı –bu şekilde, Morenoculuğun temel karakteristiği haline gelecek olan burjuva milliyetçiliğine uyarlanma sürecini başlatmış oldu. Moreno ve taraftarları, 1956da Peronist harekete girdiler ve başlığında "General Peronun ve Peronist Yüksek Konseyin disiplini altında" faaliyet gösterdiğini ilan eden bir gazete yayınlamaya başladılar. Bu gazete işi, Peronun anti-komünist yergilerini, hiçbir eleştiri yapmadan yayınlamaya kadar götürdü. Bu kabul edilemez oportünizm Peronizmin saflarından kimi insanların kazanılmasını sağladıysa da, bu taktik, 1958de Morenonun, Peronun sürgünden verdiği talimata sadık kalarak, seçimde sağcı aday Frondiziyi desteklemesiyle birlikte bir fiyaskoya dönüştü. Peronist "sol" bile bu talimatı kabul etmedi ve yapılan tahminlere göre seçimde Peronist seçmenlerin üçte biri boş oy kullandı. Morenonun Arjantinde izlemekte olduğu siyasi çizgiye Uluslararası Komitenin karşı çıkmamış olması, hızla Pablocularla yeniden birleşmeye yönelmiş olan Sosyalist İşçi Partisinin yaşadığı siyasi yozlaşmayla doğrudan bağıntılıydı. Morenonun evrimi 1960ların başında, Fidel Kastronun Küba devrimiyle ilişkili olarak keskin bir dönüş sergiledi. Moreno, akıl almaz bir biçimde Kastroyu bir goril olmakla suçladı ve Kastrocuların 1958 yılında yaptıkları ilk genel grev çağrısının başarısız olmasını sevinçle karşıladı; çünkü Moreno ve taraftarları Batistayı "Kübanın Peronu" olarak gören Peronist hareketin içine gömülmüş durumdaydılar. Ancak, Moreno 1960ların başlarında tutumunu bir kez daha 180 derece değiştirerek, Kastronun önderliğini, bütün Latin Amerika için bir devrim modeli olarak, eleştirel olmayan bir biçimde desteklemeye başladı ve SWPnin Kübayı bir "işçi devleti" olarak tanımlayan yaklaşımını benimsedi. Morenonun geçmişte yaptıkları ile aniden Kastroculuğa kayması arasında içsel bir bağ bulunuyordu. Trotskyist olduğunu iddia eden pek çok Latin Amerikalı küçük burjuva radikali gibi, Moreno da, bağımsız bir sınıf hattı oluşturma ve bu hat doğrultusunda mücadele etmeye organik olarak muktedir değildi. Hansen, Kastroya karşı çıkmanın mümkün olmadığını, çünkü bunun intihar etmek anlamına geleceğini söylediğinde, kuşkusuz ki Morenonun korkularına sesleniyordu –eğer bu korkulara kendisi eklemlenmiyorduysa. Moreno, Kastroculuğa dönüşüm gösterdikten sonra da, hâlâ Peronizmden kopmuş değildi. O, bunun yerine, Kastroculukla, Peronizmi birleştirmeye girişti. Morenonun partisi bu dönemde "Peronismo Obrera Revolucionario" adını taşıyordu ve gazetesi başlığında "Juan Peronun disiplini altında" faaliyet gösterdiğini ilan etmeyi sürdürürken, Peron ve Kastronun resimlerine de yan yana yer veriyordu. Moreno, Kastro tarafından kurulan, kısa ömürlü OLAS hareketine tamamen bağlı olduğunu ilan etti ve Kastrocuları "kıta ölçeğinde iç savaşın karşı çıkılamaz önderliği" olarak tanımladı –aslında bu Moreno için karşı çıkılamayacak bir durumdu. Moreno, aynı zamanda, bu politikasını "Demokratik görevleri yerine getirebilecek tek sınıfın işçi sınıfı olduğu dogması yanlıştır" deyip, Trotskiyin sürekli devrim teorisine açıkça sırtını dönerek haklı çıkartmaya çalıştı. 1960lar boyunca almış olduğu bu farklı tutumlar, Morenoculuğun kendisini, Marksizmle ilişkisi içi boş cümleleri haykırmaktan öteye gitmeyen, tipik bir küçük burjuva eğilimi olarak tanımladığını kanıtlıyor. Moreno, 1964 yılında Peronist harekete doğrudan antrizm yapmayı bıraktı ve kuzey Arjantindeki Mario Santuchonun önderliğini yaptığı Halkçı Indo-Amerikan Devrimci Cephesi adını taşıyan bir grupla birleşerek, Partido Revolucionario de Los Trabajadoresi (PRT ya da İşçilerin Devrimci Partisi) kurdu. Aradan fazla bir zaman geçmeden PRT bölündü ve çoğunluk Santuchoyu izleyerek, onun gerillacılığı yüceltişini kendi mantıki sonuçlarına taşıdı. PRTden ayrılanlar bir dizi büyük çaplı silahlı saldırı ve adam kaçırma eylemi yapacak olan ERPyi (Halkın Devrimci Ordusu) kurdular. Moreno, bu maceracılığa karşı çıkarken, kendisinin Peronist işçi bürokrasisine yönelik kronik uyarlanmacılığını, Leninist ortodoksluğun savunusu olarak gösterme fırsatını yakaladı. Arjantinde Santucho ve Moreno arasında yaşanan bu bölünme, 1969dan itibaren, Birleşik Sekreteryada yaşanan siyasi çekişmenin merkezinde yer aldı. Sosyalist İşçi Partisi, daha önce izlemiş olduğu Kastrocu çizgi ile Trotskist kadroların Santucho tarzı maceracılığın içinde likide olmasına giden yolu hazırlamış olmasına karşın, partinin Amerika Birleşik Devletlerindeki acil ihtiyaçları ile bağlantılı olan nedenlerden dolayı -bu ülkede, gerillacılıkla ilişkili olmak, Vietnam savaşına karşı protesto gösterilerinin yapıldığı sıralarda emperyalist Demokrat Partinin liberal kanadı ile kurulmuş olan bağları tehlikeye atmak olurdu- Morenodan yana tavır aldı. Morenonun, ERPye, Trotskizm için ilkeli bir mücadele yürütmeyi önüne koymaktan uzak olan karşı çıkışı, Peronizmin ve burjuva devletinin önünde büsbütün secde etmeye dönüştü ve bu Morenonun hareketini, Arjantin işçi sınıfına karşı yapılan tarihsel bir ihanetin içine itti. Merkezciliğin ölümcül rolünü anlamak isteyen her sınıf bilinçli işçi için Morenonun politikalarını incelemek bir zorunluluktur.
Telif Hakkı 1998-2008 Dünya Sosyalist Web Sitesi Bütün hakları saklıdır |